Ankara' da bu mevsimde güzel hava yakalamak zordur. Yakalayınca da bırakmamak gerekir. Biz de kızımla tuttuk yakasından bugün havanın esti esti bizi Kuğulu parka bıraktı. Kuğuları, kazları, güvercinleri izledik. Ah, ah, ah diye bağırdık onlar da bize gak guk diye cevap verdi. Siyah bir kuğu su içti izledik o da temizlenip, gerinip şöyle bi kırıta kırıta sergiledi kendini. İlgiliyle inceledik siyah kuğuyu :)) Güzel bir gün geçirip havaya teşekkür ettik. Evimize geliverdik sonra:)) Hayat bi güzel bi güzeldi :)
24 Aralık 2009 Perşembe
29 Kasım 2009 Pazar
10. Ay :))
Ve dün dünya üzerinde ki 10. ayımızı da doldurduk. 1 yaşa o kadar az zaman kaldı ki şaşmamak elde değil :)) 9. ay çok fazla not tutamasak ta renkli geçti aslında. İlk kelimeler 9.ay da söylendi, koltuktan aşağı inmeyi, yanaktan öpmeyi bu ay da öğrendi. Hatta 30 sn. ye olsun ayakta durabilmeyi bile bu ay da başardı. Bunu özellikle bizden gizli çalıştığını farkettik. Eliyle gel gel yapmayı kendi kendine çalışırken yakalardım tıpkı onun gibi:) Herhalde gizlice başarıp öyle karşımıza çıkmak istiyor, bi alem bu kız :)) Kuş ol deyince kuş, çirkin ol deyince de çirkin oluyor. Kuş olunca ellerini bi sallayışı, çirkin olunca da yüzünü bi ekşitişi var görülmeye değer :)) Artık dolap kapaklarını çok rahat açabiliyor, tehlike hat safhada:)) Halkaların içinden top geçirmeyi ve küplerini kare delikten geçirmeyi seviyor. Özellikle sesli küpleri sessiz küplerden ayırt edip onları sallayarak çıkan sesi dinlemeyi. İçine fasulye , mercimek, v. b. doldurduğum pet şişelerle ses çıkartmayı bizim de onunla birlikte aynı ritmi tutturmamızı seviyor. Oyuncaklarını koltuk ya da halı altlarına saklamak en favori oyunlarından. Giysilerle oynamayı da çok seviyor. Eline bluz alıp kafasından geçirmeye çalışıyor giyemeyince de sinirlenip bağırıyor. Çoraplarını filan giydirdiğimde ayağını uzatıyor ya da elbise giydirdiğimde kolunu bacağını. Her duyduğu müzikte alkışla tempo tutuyor. Ama en sevdiği oyun kitaplıktaki kitaplarımı tek tek boşaltıp bana vermek. Al benzeri bi ses çıkarıyor ama tesadüf olduğuna eminim:)
Babasıyla geçirdiği ilk bayram bu bayram oldu babamız geçen bayramı şehir dışında geçirmişti. Bu bayram babamızla beraber bayram kutlaması yaptık ve ilk baba harçlığı da bu şekilde koparılmış oldu. Bayram elbisemizi Amerika'dan E. amcamız getirdi. Çok güzel bir hediyeydi. Çok şık kırmızı bir elbise aynından kendi tatlı kızına da almış. Onların kızı aynı zamanda benim kızım. Hayır laf olsun diye değil gerçekten, süt kızım o benim :)) Süt kardeşlerin fotosunu çekip bir ara eklerim buraya:)
Bu ay doktor kontrolümüz yok. Herhangi bir aksilik olmadığı taktirde 1 yaşında görmem yeterli olur demişti onun için kilo, boy ne durumda yazamıyorum.
Bizi gerçekten bir aile yapan canım kızıma nice sağlıklı ve mutlu aylar diliyorum:))
Babasıyla geçirdiği ilk bayram bu bayram oldu babamız geçen bayramı şehir dışında geçirmişti. Bu bayram babamızla beraber bayram kutlaması yaptık ve ilk baba harçlığı da bu şekilde koparılmış oldu. Bayram elbisemizi Amerika'dan E. amcamız getirdi. Çok güzel bir hediyeydi. Çok şık kırmızı bir elbise aynından kendi tatlı kızına da almış. Onların kızı aynı zamanda benim kızım. Hayır laf olsun diye değil gerçekten, süt kızım o benim :)) Süt kardeşlerin fotosunu çekip bir ara eklerim buraya:)
Bu ay doktor kontrolümüz yok. Herhangi bir aksilik olmadığı taktirde 1 yaşında görmem yeterli olur demişti onun için kilo, boy ne durumda yazamıyorum.
Bizi gerçekten bir aile yapan canım kızıma nice sağlıklı ve mutlu aylar diliyorum:))
27 Kasım 2009 Cuma
21 Kasım 2009 Cumartesi
Uyku Sorunsalı

Aslında gayet masumca başlayan bir geceydi son blog yazılarına bakıp çıkacaktım. yenianne en güncel yazıyı gönderen blogdu Aras'cığımın 8. ay kontrolü nasıl geçmiş diyerekten okumaya ondan başlamayı tercih ettim. Daha sonra bıraktığı yorumdan hareketle Kiraz Sevdası'ndan devam edeyim dedim ki yine uyku sorunları ile karşı karşıya geldim. Aklımdan defalarca geçtiği gibi acaba bizim uyku düzenini yazsam mı diye yine geçti yine cesaret edemedim vazgeçtim :) Sonra *Hülya'nın Tuna'sı*'nın bıraktığı yorumu okudum uyku sorunlarıyla ilgili http://sadeceanne.com/ ve http://www.canims.blogspot.com/ linklerini vermişti. Hadi bi bakayım bari dedim ve o malum yazıyla karşılaştım:) Aslında ben de yorum yazıp çıkacaktım ama bloguma yazmayı tercih ettim. Hem uzun zamandır yazıp yazmama konusunda emin olamadığım bir konuydu hem de blog notlarım arasında bulunmasında fayda vardı.
Bu bloglar arası sörf sayesinde ilk defa sadeceannenin bloguna denk geldim ve hem bir meslektaşımla hem de Dr. Sears'dan haberdar olan biriyle karşılaşmanın mutluluğunu yaşadım. Bir çok arkadaşım kızacak biliyorum ama Tracy denen şu kadından öyk gelmişti artık:)) Tracy teyzenin çok faydalı önerileri var muhakkak ve ben elbette bunu tartışmıyorum ama bazı önerileri var ki anneler sanki uymazlarsa kendilerini suçlu hissediyorlar. Tracy'de şöyle demişti ama olmadı diye kendilerini boşuna üzüyorlar gibi hissediyorum. Aslında blog aleminde işler çok sert ilerlediğinden ve kişiler birbirini her nedense yanlış anlamaya meyilli olduğundan ve hiç kimseyi incitmek ya da ne bileyim terziciler birliği ayaklandı gibi komik bir durum yaratmak istemediğimden bu Tracy meselesini alabildiğine yumuşatarak geçmek ve kendi uyku serüvenimizi yazmak istiyorum:)
Henüz hamilelik fikri aklımda bile yokken her zaman bebeklerin en fazla 6 aylıkken odalarının ayrılması gerektiğine inanırdım. Bu fikrim hamileyken de değişmedi doğrusu. Sonra doğum yaptım bebeğim sürekli emmek istiyordu hastahanede kendisi için hazırlanan yatağına her koyduğumuzda ağlıyor sürekli kucağımda olmak istiyor kucağıma gelir gelmez susuyor sürekli emmek istiyordu. Daha çok küçük olduğundan üzerine düşeceğim korkusu yaşıyor kollarım arasındayken uyumaya korkuyordum. 2. gece bir süre yanımda yatırdım ama teyzeme ve eşime nöbet tutturarak. Teyzem yanımızda nöbet tutarken ben ve bebeğim güvenle yanyana yatıyorduk. Ama bu durumda bile ona zarar verebilirim kaygısıyla deliksiz uyuyamamıştım zavallı teyzeciğim canım korkma ben buradayım diye beni dinlendirmeye çalışıyordu. 3. gece eve geldik ben Nurşen'in odasını daha doğmadan hazır etmiştim ne de olsa 6 aylıkken odasına geçirecektim. Kendi odamızda da park yatak hazırlamıştım. Ne zaman yorgunken ya da gece emzirecek olsam uyumamak için kendimi o kadar zorladım ki anlatamam ve bu uğraşlar sırasında asla uyumadım, asla yatarak emzirmedim. Ta ki 4,5 aylık olana kadar. Sonra yatarak emzirmeye başladım, kendimi kasmayı biraz yumuşattım farkettim ki Nurşen Ece'nin en ufak bi gıkında ne kadar derin uykuda olursam olayım ayaktayım ve zannettiğim kadar korkulacak, abartılı bir durum yok ortada. Böylece dönüşümlü olarak park yatak ve bizim yatak arasında gidip geldi kuzucuğum. Ve tercihini en sonunda bizim yataktan yana kullandı gece ne vakit park yatağına yatırsam uyanıverdi. Ve yanıma aldığımda uzun, rahat uykular bizim oldu. Ben bizimle yatmasının doğru olup olmayacağını araştırırken gece ebeveynliğinden, ek gıdaya, ilk yardıma, oyuna bir çok konuda çok güzel fikirler sunan Dr. Sears'larla karşılaştım.
Onların gece uykuları ile ilgili görüşleri ni kısaca özetlemek gerekirse; Dr. Sears'ların kitabında "gece ebeveynliği" başlığıyla incelenen bir durum bu gece uykuları. Onlar diyorki: " uyku sizin bebeğinizi zorlayamayacağınız bir dönemdir. Bebeği uyutmak için hassasiyetsiz, mekanik ortamlar yaratmamak gerekir. "İlk gece bebeği 5 dk ağlat, 2. gece 10 dk. ..." ve böylece devam eden tavsiyeler, bu bebeğin .. daha az hassasiyetle yetişmelerine sebep olmaktadır. Bizim hedefimiz sadece bebeğin uykuya dalmasını ve uyumasını sağlamak değil, aynı zamanda bebeğin daha mutlu ve daha az korkusuz uykuya dalmasını sağlamaktır." diye başlıyorlar ve bebeklerin uyku gerçekleriyle ilgili tespitleriyle devam ediyorlar konuya.Ardından bu bilgiler doğrultusunda bebeğe en iyi uyku başlangıcını nasıl verebileceğinizle ilgili ipuçları veriyorlar.
Aslında kitabın en güzel cümlelerinden biri " bir bebeğin ihtiyaç duymaya ihtiyacı vardır" cümlesi. Bence bu her şeyi çok güzel özetleyen bir cümle. Gece ebeveynliği ile ilgili Sears'ların sözünü ettiği illa ki bebeğinizi gece yanınızda yatırın değil aslında. Asıl ifade ettikleri bebeğinizi iyi dinlemeniz ve gerçekte neye ihtiyacı varsa onu vermeniz. Bazı bebekler gece boyu yanınızda sizinle uyumak isterler bu onları daha güvende hissettirir eğer böyle bir durum varsa ona bunu vermekten çekinmeyin diyorlar sadece. Bebeğin annesine bağlı olması doğal, uygun ve gerekli bir parçasıdır. Bir bebeğin ihtiyaç duymaya ihtiyacı vardır. Bağımsız olmaya ( kendi kendini sakinleştirmeye) zorlanan bir bebek zamanından önce ihtiyaç devresini geçirecektir. ........ Eğer bir bebeğin ihtiyaçları olmazsa kimin olabilir ki? Eğer ebeveynler bu ihtiyaçları karşılayamazlarsa, kim karşılayacak? Hayatın ileri dönemlerinde siz ihtiyaçları karşılanmayan bebeğinizin durumu karşısında daha fazla sıkıntı çekeceksiniz diyor. Hayatının 10 yılını 17'likler ve onların ne yapacağını şaşırmış ebeveynleriyle geçirmiş biri olarak bu cümlelerin ne anlatmak istediğini o kadar iyi anlıyorum ki.
Zamanından önce bebeği kendi kendine uyuması için zorlamak, bebeğin uyku korkusuna kapılmasına ve uzun dönemde uyku problemleri yaşamasına neden olur.................................Ağlatma yaklaşımında ısrar ederek , anne kendine olan güvenini ve bebeğinin işaretlerindeki güveni kırar. Bebek annenin varlığına ve onu rahatlatma yeteneğine duyduğu güveni kaybeder. Belki de daha az önemli olduğunu hisseder diye devam ediyor kitap. Belki de tam bu noktada daha fazla fikir vermesi anlamında http://sadeceanne.com'un verdiği Prof. Dr. Sabiha Paktuna'nın söyleşisinden oluşan program linkini bir daha izlemekte fayda var.
Ben kişisel olarak bebeklerin vaktinden önce farklı odaya geçirilmesini artık doğru bulmuyorum ve bu konuda şuna inanıyorum. Nasıl ki bundan çok değil daha 10 yıl önce bebeği kucağa almayın, kucağa alışır diyen zihniyet hakim zihniyetti ve şimdi bunun ne kadar yanlış olduğu bebeğin kucağa alınması gerekliliği biliniyorsa ; bundan 10 yıl sonrada erkenden bebeğin odasının ayrılmasının yanlış olduğuna inanılacak. Bebek emmek istediğinde onu emzirmemek de aynı zihniyetle yok olacak inanışındayım. Gece ebeveynliğinde de uykularınız deliksiz olmuyor belki ama hem sizin hem bebeğinizin uykusu delik deşik olmuyor, stres en az % 90 azalıyor. Bebek yatağında uyanıp, uykusu bölünmeden bebeğe ulaşılabiliyor. Uyanan bebeğin tekrar uykuya dalması gibi zorluklar yaşanmıyor. En azından ben blog aleminde okuduğum uyku prolemlerinin ancak % 10 gibi bir kısmıyla karşılaşıyorum diye gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Son olarak canım Yeliz'ciğimin bu konu ile ilgili yorumlarını elbette okudum. Kendisi İlyas ile ilgili örnek vermiş. Tam da burada anlatılmak istenilenle uyuştuğundan bu konuda da yazmak istiyorum. İlyas muhtemelen odasını ayırmaya hazır bebeklerdendi. Dr. Sears'lar ilk 3 bebeklerinde farklı oda olayına daha erken girerken 4. bebekleri yanlarında daha uzun kalmak istemiş örneğin. Sonra İlyas kitapda anlatılan türden sevgiyle çok fazla haşır neşir olan bi bebek. Gündüz annesiyle daha fazla vakit geçirme şansı var bunun da dışında o vakti onunla kaliteli geçirmeye çalışan bir anneye sahip şanslı bir bebek onun için bu tür bir tartışmaya onların katılması çok da anlamlı olmuyor. Aslında bu tür konularda tartışılacak bir şey de olduğunu sanmıyorum. Hiç kimse bebeğine kötü bir niyetle farklı bir odaya alayım ya da yanımda yatsın yapmaz. Muhakkak ki o an ona doğru gelen neyse, bebeği için doğru olduğuna inandığı neyse onu yapmak ister. Ve bebeği için doğru olanın ne olduğu sadece bir annenin hissedebileceği bir iştir. Kimse kimse yargılama gücünü ve cesareti özellikle bu konularda alamaz. Burada bu tür fikirleri alternatif olabilmek adına paylaşırsın, bak böyle de bi görüş var dersin, böyle sonuçlar doğurabileceği düşünülüyor dersin beğenen alır beğenmeyen almaz ya da benim gibi karma bir disiplin oluşturur kendince :) Herkese deliksiz uykular diliyorum:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




